PCOS Beslenme Rehberi: Polikistik Over Sendromu Beslenme Tedavisinde Bilimsel Yaklaşım

pcos beslenme, polikistik over sendromu beslenme
0

PCOS Beslenme Rehberi: Polikistik Over Sendromu Beslenme Tedavisinde Bilimsel Yaklaşım

PCOS beslenme yaklaşımı, üreme çağındaki kadınlarda en sık görülen hormonal bozukluklardan biri olan Polikistik Over Sendromu’nun (PCOS) yönetiminde temel bir rol oynar. Günümüzde PCOS için kesin bir tedavi yoktur. Ancak bilimsel araştırmalar, doğru beslenme modeli ve düzenli fiziksel aktivitenin semptomları belirgin biçimde hafiflettiğini gösterir. Yaşam tarzındaki küçük değişiklikler de bu iyileşmeyi destekler. Bu yüzden beslenme, PCOS yönetiminde tedaviyi destekleyen en güçlü araçlardan biri olarak kabul edilir. Bu yazıda, beslenmenin PCOS üzerindeki etkilerini bilimsel açıdan ele alacağız. Doğru gıdalarla semptomların nasıl iyileştirilebileceğini adım adım inceleyeceğiz. Böylece günlük hayatınızı destekleyen bir PCOS beslenme çerçevesini daha net görebilirsiniz. Bu yaklaşım uzun vadeli sağlığınıza da katkı sağlayacak.


PCOS: Tanım, Belirtiler ve Temel Mekanizma

Polikistik Over Sendromu (PCOS), kadınlara özgü bir jinekolojik hormon bozukluğudur. Yumurtalıklardaki foliküllerde çok sayıda kistin oluşmasıyla karakterizedir (1). Normalde her folikül içinde bulunan yumurtanın, olası bir döllenme için olgunlaşıp atılması gerekir. Ancak hormonal dengesizlik nedeniyle bu süreç tamamlanamaz. Atılamayan yumurta, içinde sıvı birikmesiyle “fonksiyonel kist” adı verilen yapılara dönüşür. Bu durum yumurtlamanın gerçekleşmesini engeller. Sonuç olarak adet döngüsünde düzensizlik veya tamamen adet görememe (amenore) ortaya çıkar.

Hormonal dengesizliğin devam ettiği durumlarda, yumurtalık foliküllerinde çok sayıda kist birikmeye başlar. Bu tablo Polikistik Over Sendromu olarak tanımlanır. Yumurtlamanın gerçekleşmemesi, düzenli adet döngüsünü bozduğu gibi doğal yolla gebeliği de zorlaştırır (2, 3). Bu nedenle PCOS, hem üreme sağlığını hem de metabolik süreci etkileyen kompleks bir durumdur.


PCOS Belirtileri

PCOS’un genetik yatkınlığı olduğu düşünülse de kesin nedeni hâlâ tam olarak bilinmemektedir. Buna rağmen klinikte sık gördüğümüz başlıca belirtiler şunlardır (1, 4) :

  • Seyrek adet görme, adet gecikmeleri veya 35 günden uzun düzensiz sikluslar
  • Yumurtlamanın gerçekleşmemesine bağlı infertilite
  • Yüz, göğüs, karın, sırt, parmaklar veya ayak parmaklarında artmış kıllanma
  • Akne, yağlı cilt ve kepek
  • Özellikle karın bölgesinde kilo artışı
  • Saçlarda seyrelme
  • Pelvik ağrı

Türkiye’de yapılan bilimsel çalışmalar da PCOS’un toplumda önemli bir yaygınlığa sahip olduğunu göstermektedir:

  • Türkiye’de üreme çağındaki kadınlarda PCOS prevalansı %6,5–8 aralığında bildirilmiştir (4).
  • Daha geniş örneklemli çalışmalarda bu oran %6–%26 arasında değişmektedir.
  • Bazı kaynaklarda ise “her 5 kadından biri” ifadesiyle yaklaşık %19,9 prevalans öne çıkar.

Bu veriler, PCOS’un yalnızca küresel değil, Türkiye özelinde de önemli bir kadın sağlığı sorunu olduğunu göstermektedir.


PCOS’un Yan Etkileri, Tanısı ve Tedavi Yaklaşımları

PCOS; infertilite, insülin direnci (İD), tip 2 diyabet (T2D), obezite ve kardiyovasküler sorunlara yol açan kompleks bir sendromdur (5). Araştırmalar, PCOS’lu kadınlarda T2D riskinin sağlıklı kadınlara göre 5–10 kat arttığını gösteriyor (6). Bu durum, PCOS beslenme yaklaşımının önemini daha da artırır.

Bu sendrom; poligenik, multifaktöriyel, sistemik ve inflamatuvar özellikler taşıyan, steroid hormonlarının düzenlenmesini etkileyen ve büyük ölçüde yaşam tarzı hatalarıyla tetiklenen bir tablo olarak değerlendirilmektedir. Tanı genellikle biyokimyasal testler ve ultrason görüntülemeleri ile konur.

Son yıllarda PCOS üzerine yapılan araştırmalar önemli ölçüde artmıştır. Hastalığın mekanizması ve etkileri konusunda büyük bir bilgi birikimi oluşmuştur. PCOS’un neden olduğu olumsuz etkileri azaltmak veya dengelemek için çeşitli tedavi seçenekleri mevcuttur. Güncel yönetim stratejileri arasında:

  • Kombine oral kontraseptifler
  • Metformin gibi diyabet tedavisinde kullanılan ilaçlar
  • Hormon düzenleyici tedaviler

bulunmaktadır.

(1) numaralı kaynak, yaşam tarzı değişikliklerinin PCOS yönetiminde güçlü bir etki yarattığını vurgular. İnflamatuvar yükü azaltan beslenme modelleri, düzenli fiziksel aktivite ve stres yönetimi; PCOS’un kısa ve uzun vadeli etkilerini ilaç tedavisinden daha etkili biçimde hafifletebilir. Bu nedenle PCOS beslenme yaklaşımı tedavinin merkezinde yer alır. Dolayısıyla pcos beslenmesi ve hareket düzeni, tedavinin merkezine yerleşmektedir.


PCOS’un Beslenme ile Tedavisi

PCOS obezite olmadan da ortaya çıkabilir. Ama yine de PCOS’lu kadınların yaklaşık %35–50’sinin obez olduğu bildirilmektedir (7, 8). Obezitenin varlığı; diyabet gibi metabolik sorunları, adet düzeni bozukluklarını ve üreme sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri daha da ağırlaştırabilir (9). Bu nedenle, PCOS yönetiminde ilk hedeflerden biri — gerekli olduğu durumlarda — vücut ağırlığının azaltılmasıdır. Burada da polikistik over sendromu beslenme planının kişiye özgü şekilde kurgulanması önem kazanır.

Buna karşın PCOS’ta kilo kaybı, hem ulaşılması hem de uzun vadede korunması zor bir hedeftir (10). Bu yüzden yalnızca diyet yeterli olmaz. Etkin ve sürdürülebilir yaşam tarzı müdahaleleri, PCOS beslenme yaklaşımının temel bileşenlerini oluşturur.

Bazı araştırmalar, PCOS’lu bireylerin beslenme örüntülerinde yüksek yağ tüketimi ve yüksek glisemik indeksli besinlerin (örneğin beyaz ekmek gibi) daha fazla yer aldığını ortaya koymuştur (5). Bu durum metabolik dengesizlikleri daha da şiddetlendirir. Böylece PCOS yönetiminde beslenmenin düzenlenmesi kritik bir adım olarak öne çıkar.


Akdeniz Diyeti ve PCOS

Akdeniz diyeti (AD), PCOS beslenme tedavisinde öne çıkan en güçlü modellerden biridir. Bu diyet; düzenli doymamış yağ alımı, düşük glisemik indeksli karbonhidratlar, yüksek lif içerir. Vitamin ve antioksidan içeriği ve hayvansal proteinin daha sınırlı olması sayesinde genel sağlığı etkili biçimde destekler (11).

Kilo kaybının ötesinde, Akdeniz diyetinin belirgin anti-inflamatuvar etkileri bulunmaktadır. Bu etkinin iki temel kaynağı olduğu düşünülmektedir:

  • Besinsel liflerin bağırsak mikrobiyotası tarafından kısa zincirli yağ asitlerine dönüştürülmesi (12),
  • Meyve, sebze, zeytinyağı ve deniz ürünleri gibi gıdalardaki yüksek omega-3 çoklu doymamış yağ asitleri (PUFA) ve antioksidan içeriği (13–15).

NOT: Akdeniz diyeti; tam tahıllar gibi kompleks karbonhidratlar ve lif açısından zengin, ayrıca tekli doymamış yağ asitlerinden (özellikle zeytinyağı) yüksek bir modeldir. PCOS’ta sık görülen obezite, düşük dereceli kronik inflamasyon, insülin direnci ve hormonal düzensizlikler göz önünde bulundurulduğunda, bu beslenme yapısının anti-inflamatuvar karakteri özellikle önem kazanmaktadır.

Mevcut bilimsel çalışmalar, Akdeniz diyetinin besinsel bileşenlerinin PCOS’un birçok yan etkisi üzerinde olumlu etkiler oluşturma potansiyeline sahip olduğunu desteklemektedir (16–19). Bu nedenle pcos beslenme yaklaşımında Akdeniz diyeti sıklıkla ilk önerilen modellerden biri hâline gelmektedir.


Ketojenik Diyet ve PCOS

Ketojenik diyet (KD), günlük karbonhidrat alımının 30 g’ın altına veya toplam enerji alımının %5’ine düşürüldüğü, buna karşılık protein ve yağ oranlarının artırıldığı bir beslenme protokolüdür (20–22). Karbonhidratların bu denli kısıtlanması, dolaşımdaki glukoz ve insülin miktarını azaltarak PCOS yönetiminde potansiyel yararlar sağlayabilir (23).

Kan şekeri düzeyleri karbonhidrat tüketiminden doğrudan etkilendiği için, çok düşük karbonhidrat içeren beslenme modellerinin; fertilite, hormonal ve metabolik parametreler, kilo kaybı ve tokluk hissi üzerinde PCOS’lu kadınlar için olumlu etkiler sağlayabileceği bildirilmiştir (24).

Ketojenik diyetin terapötik rolü uzun yıllardır araştırılmaktadır. Literatür; epilepsi ve çeşitli nörolojik hastalıklar (25), obezite, tip 2 diyabet, akne, solunum ve kardiyovasküler hastalıklara ilişkin risk faktörlerinin iyileştirilmesi gibi birçok alanda KD’nin potansiyel yararlarını destekleyen çalışmalar içermektedir (26, 27, 28).

PCOS’ta Ketojenik Diyetin Sorunlu Yönleri

PCOS özelinde ketojenik diyetle ilgili kanıtlar hâlâ sınırlıdır. Sadece küçük ölçekli, kontrolsüz bir pilot çalışma (29) ketojenik diyetin; vücut ağırlığında azalma, serbest testosteron düzeylerinde düşüş, hormon oranlarında iyileşme ve insülin-glukoz seviyelerinde gerileme gibi olumlu etkiler gösterebileceğini bildirmiştir.

Bununla birlikte diğer çalışmalar da bu diyetin bazı mekanizmalarının teorik olarak PCOS üzerinde yararlı olabileceğini desteklemektedir (30, 31, 32). Ancak İtalyan Endokrinoloji Derneği’nin son açıklamasına göre PCOS’ta ketojenik diyet kullanımıyla ilgili net bir klinik rehber yoktur ve uygulama büyük ölçüde yeterli kanıt bulunmadan yapılmaktadır (28).

NOT: PCOS kronik bir hastalıktır ve uzun vadeli, sürdürülebilir bir tedavi yaklaşımı gerektirir. Bu nedenle, kısa süreli protokoller — zorunlu olmadıkça — PCOS için önerilmez. Eliminasyon diyetleri veya FODMAP gibi dönemsel uygulamalar belirli hastalıklarda etkili olsa da, PCOS için geçerli değildir. Uzun vadede sürdürülemeyecek bir ketojenik diyete girip ardından ani bir şekilde karbonhidrat tüketimine dönmek mantıklı bir yaklaşım değildir. Ayrıca ketojenik diyetin yüksek yağ içeriğine bağlı olası yan etkileri de ciddi şekilde değerlendirilmelidir (33).

Ketojenik Diyet hakkında daha fazla bilgi almak için makaleme mutlaka göz atın!
https://cerentasdemir.com/ketojenik-diyet/

Bu sayede pcos beslenme kurgusunda ketojenik diyetin artılarını ve eksilerini çok daha net değerlendirebilirsiniz.


DASH Diyeti ve PCOS

DASH diyeti (Dietary Approaches to Stop Hypertension), düşük glisemik indeksli ve düşük enerji yoğunluklu bir beslenme modeli olup temel amacı kan basıncını düşürmektir. Bu model; meyveler, sebzeler, tam tahıllar, kuruyemişler, baklagiller ve yağsız veya az yağlı süt ürünlerinin tüketimine ağırlık verirken, doymuş yağ, kolesterol, kırmızı ve işlenmiş etler, rafine tahıllar ve tatlıların sınırlandırılmasını önerir. Böylece beslenme düzeni; daha yüksek miktarda lif, folik asit, fitoöstrojenler, potasyum, magnezyum ve diğer yararlı mikro besin öğelerini doğal olarak içerir (34, 35).

DASH diyetinde günlük porsiyon dağılımı genel olarak şu şekildedir:

  • Günde 4–5 porsiyon (yaklaşık 2–3 kase) sebze ve meyve
  • Günde 3 porsiyon (yaklaşık 3 su bardağı) az yağlı süt ürünleri
  • Günde 6–8 porsiyon (yaklaşık 12–15 yemek kaşığı) tam tahıllar
  • Günde 6 porsiyondan az (yaklaşık 200 g) et–tavuk–balık
  • Haftada 4–5 porsiyon (yaklaşık 20–25 g) kuruyemiş, tohum ve baklagiller

Ayrıca potasyum ve liften zengin, doymuş yağ ve sodyumdan düşük besinlerin tercih edilmesi vurgulanır (36).

DASH diyeti başlangıçta hipertansiyon yönetimi için geliştirilmiş olsa da, araştırmalar bu modelin insülin direnci (34), kronik inflamasyon (37), obezite (38), tip 2 diyabet, gestasyonel diyabet, metabolik sendrom ve kardiyovasküler hastalıklar (36) üzerinde de yararlı etkileri olduğunu göstermektedir. Uluslararası diyabet ve kalp dernekleri tarafından da yüksek düzeyde önerilen bir beslenme modelidir (39).

DASH Diyeti PCOS Tedavisinde Etkili mi?

DASH diyeti; yüksek antioksidan kapasitesi, magnezyum içeriği ve lif miktarı sayesinde PCOS’lu kadınlarda sık görülen metabolik bozukluklar ve insülin direnci üzerinde olumlu etkiler gösterebilir. Araştırmalar, obez veya fazla kilolu PCOS’lu kadınlarda DASH diyetinin:

  • Lipid profillerini iyileştirdiği,
  • Oksidatif stres biyobelirteçlerini (kanın toplam antioksidan kapasitesi) artırdığı,
  • Karın bölgesi yağlanmasını azalttığı,
  • İnflamasyon göstergelerini iyileştirdiği

yönünde bulgular sunmuştur (34, 40).

Mevcut kanıtlar, DASH diyetinin insülin direncini azaltma ve kilo yönetimini destekleme konusunda PCOS’lu kadınlar için oldukça başarılı bir seçenek olabileceğini düşündürmektedir (41). Bu nedenle DASH diyeti de kanıta dayalı bir pcos beslenme modeli içinde değerlendirilebilir.


Düşük Glisemik İndeksli (GI) Diyetler

Düşük glisemik indeksli (GI) diyetler, karbonhidratların büyük bölümünün düşük GI kaynaklarından geldiği beslenme modelleri olarak tanımlanır. Karbonhidrat içeren ve sindirimi, emilimi ile metabolizması yavaş ilerleyen gıdalar düşük GI grubuna girer (42).

Yüksek GI’ye sahip besinler, yaşam tarzıyla ilişkili kronik hastalık riskini artırabilir. Çünkü karbonhidratlar insülin salgısını en fazla etkileyen makro besin grubudur. Ayrıca yüksek GI’lı diyetler, kan şekeri seviyesi, serbest yağ asitleri ve hormon salgılanması üzerindeki etkileri nedeniyle doğrudan insülin direncini artırabilir (43).

Tam tersine, düşük GI diyetler:

  • Kan şekeri kontrolünü destekler (44),
  • Lipid profillerini iyileştirir,
  • Kilo kaybına yardımcı olur.

Ayrıca tip 2 diyabet ve kardiyovasküler hastalıklar gibi kronik hastalık risklerini azaltmada da etkili oldukları bilinmektedir (45).

Düşük GI Diyetler PCOS Tedavisinde Etkili mi?

Düşük GI diyetleri, PCOS yönetiminde giderek daha fazla kabul görmekte ve yaygın olarak uygulanmaktadır. Bir çalışma (46), düşük GI müdahalesinin PCOS’lu kadınlarda inflamasyonu azalttığını ve antioksidan aktivitesini iyileştirdiğini göstermiştir. Bu tür bir beslenme yaklaşımı insülin duyarlılığını artırabilir (47).

Ayrıca düşük GI diyet, normal GI’lı diyetlere kıyasla anovulasyon yaşayan PCOS’lu kadınlarda ovulasyon döngülerini iyileştirebilir (48). Bir ön çalışma ise düşük GI beslenmenin, PCOS’lu kadınlarda adet döngüsü sayısını artırarak endometrium kanseri riskini azaltabileceğini öne sürmüştür (49).

Son yıllarda araştırmalar düşük GI diyetlerin hem kilo kaybı hem de obezitenin yol açtığı metabolik bozukluklar üzerinde olumlu etkiler sağlayabileceğini göstermektedir. Yakın tarihli bir çalışma, düşük GI beslenmeyi PCOS’lu kadınlarda insülin direncini, hiperandrojenizmi, akneyi ve adet düzensizliklerini iyileştirmede optimal bir seçenek olarak değerlendirmiştir (50). Bu nedenle düşük GI yaklaşımı, güçlü bir polikistik over sendromu beslenme stratejisi olarak öne çıkmaktadır.


Bilimsel Verilerden Diğer Önemli Bulgular (Kaynaklar KORUNDU)

1) Vejetaryen / Vegan Beslenme ve PCOS

PCOS yönetiminde potansiyel yarar sağlayabilecek bir diğer beslenme modeli de vejetaryen veya vegan diyetlerdir. Bu beslenme tarzlarının özellikle anti-inflamatuvar özellikleri nedeniyle PCOS üzerinde olumlu etkiler oluşturabileceği düşünülmektedir. Ancak mevcut bilimsel veriler henüz net değildir. Bazı çalışmalar umut verici sonuçlar bildirmiştir (51). Bazıları ise anlamlı bir fayda göstermemiştir (52). Dolayısıyla daha güçlü ve kapsamlı araştırmalara ihtiyaç vardır.

2) İleri Glikasyon Son Ürünleri (AGEs) ve PCOS

AGE’ler (Advanced Glycation End Products), bir karbonil grubunun vücuttaki proteinlere bağlanmasıyla oluşan reaktif moleküllerdir (53). Bu kimyasal süreç glikasyon olarak adlandırılır (54). AGE’ler yalnızca vücutta değil, aynı zamanda yüksek miktarda fast-food, yüksek ısıda pişirilmiş gıdalar ve ultra-işlenmiş ürünlerde de bulunur (55).

Kan dolaşımında yüksek AGE düzeyleri; hiperglisemi, insülin direnci, diyabet, böbrek yetmezliği, ateroskleroz, yaşlanma, romatoid artrit ve son dönemde PCOS gibi birçok sağlık sorunu ile ilişkilendirilmiştir (56–58). AGE birikimleri, farklı dokularda birikerek hücresel hasara yol açabilir (59). Bu nedenle PCOS yönetiminde AGE maruziyetinin azaltılması önemli bir başlık olarak görülmektedir.

3) Kolon Sağlığı ve PCOS

Bağırsak mikrobiyotası, sindirim sistemimizde yaşayan milyarlarca mikroorganizmadan oluşur. Yeni araştırmalar, mikrobiyotadaki dengesizliğin (disbiyoz) obezite ve inflamatuvar hastalıklar dahil birçok sağlık sorunuyla ilişkili olduğunu ortaya koyuyor. Liften zengin bir beslenme modeli, prebiyotik ve probiyotik alımı ile bağırsak bariyerini güçlendiren kaliteli gıdalar, PCOS’ta metabolik dengeyi iyileştirmeye katkı sağlar (60).


Ek Okuma Önerisi

Bağırsak sağlığı ve lif odaklı beslenme. Hakkında daha detaylı bilgi almak istersen kendi kapsamlı rehberimi inceleyebilirsin:

Bağırsak Sağlığı ve Bağırsak Diyeti:
https://cerentasdemir.com/bagirsak-sagligi-ve-bagirsak-diyeti/

Bu yazı ile birlikte okunduğunda, hem bağırsak eksenini hem de pcos beslenme yönetimini çok daha bütüncül görebilirsin.


Özetle Temel Mesajlar

1) Sağlıklı beslenmeyi bir yaşam biçimi hâline getirmek

Daha önceki bölümlerde vurgulandığı gibi, PCOS’lu kadınlarda sağlıksız beslenme örüntülerine daha sık rastlanmaktadır. Bu bireyler genellikle yüksek yağlı ve yüksek glisemik indeksli gıdaları daha fazla tüketir. Meyve ve sebze alımları daha düşük olabilir. Bu nedenle başlangıçta katı ve sürdürülebilir olmayan diyetler yerine, sağlıksız alışkanlıkları azaltmak önemlidir. Yaşam boyu uygulanabilecek bir fiziksel aktivite düzeni oluşturmaya yönelik beslenme düzenlemeleri etkilidir.

2) Gerekiyorsa kilo kaybı

PCOS yönetiminde kilo kaybı, klinik iyileşmenin en güçlü belirleyicilerindendir. Vücut ağırlığında yalnızca %5–10’luk bir azalma önemlidir. Bu ovulasyon fonksiyonunu ve gebelik oranlarını artırır. Buna ilaveten insülin ve serbest testosteron düzeylerini de düşürmektedir. Bu nedenle fazla kilo varlığında hedeflenen ve kontrollü bir ağırlık yönetimi tedavinin merkezinde yer alır.

3) Diyet modellerinde sürdürülebilirlik kritik

Obezite ve insülin direncini azaltabilen beslenme modelleri önemlidir. — örneğin Akdeniz diyeti ve DASH. Bu diyetler PCOS’lu kadınlar için özellikle yararlıdır. Hastalığın erken döneminde obezite ve insülin direnci durumu mutlaka değerlendirilir. Kişiye özgü ve sürdürülebilir bir beslenme yaklaşımı oluşturulmalıdır. Kısacası, uygulanabilir olmayan hiçbir pcos beslenme planı uzun vadede işe yaramaz.

4) Akdeniz diyeti öne çıkıyor

Karbonhidrat alımını kontrollü şekilde azaltmak, mümkün olduğunca düşük glisemik indeksli karbonhidratları tercih etmek ve taze sebze-meyve ile kuruyemiş tüketimini artırmak, PCOS’lu bireylerin beslenme profilini olumlu yönde etkiler. Anti-inflamatuvar yapısı nedeniyle Akdeniz diyeti bu açıdan dikkat çekmektedir.

5) Daha fazla araştırma gerekli

PCOS için ideal makro dağılımı ve en doğru beslenme oranlarını belirlemek adına daha fazla bilimsel çalışmaya ihtiyaç vardır. Bu nedenle her bireyin metabolik durumu, ağırlık hedefi, hormonal profili ve yaşam biçimine göre kişiselleştirilmiş bir beslenme yaklaşımı oluşturulmalıdır. Doğru kurgulanmış bir polikistik over sendromu beslenme planı da tam olarak bunu hedefler.


PCOS ile ilgili semptomlar yaşıyorsanız, metabolik dengenizi iyileştirmek ve uzun vadede sürdürülebilir bir yol haritası oluşturmak için benimle çalışabilirsiniz.
Klinik Diyetisyen Ceren Taşdemir
Hemen benimle iletişime geçin: 05309394408

Kaynaklar:
  1. Patel, S. (2018). Polycystic ovary syndrome (PCOS), an inflammatory, systemic, lifestyle endocrinopathy. The Journal of Steroid Biochemistry and Molecular Biology, 182, 27‑36. https://doi.org/10.1016/j.jsbmb.2018.04.008
  2. S.M. Sirmans, K.A. Pate, Epidemiology, diagnosis, and management of polycystic ovary syndrome., Clin. Epidemiol. 6 (2013) 1–13. doi:10.2147/CLEP.S37559.
  3. G.W. Bates, R.S. Legro, Longterm management of Polycystic Ovarian Syndrome (PCOS)., Mol. Cell. Endocrinol. 373 (2013) 91–7. doi:10.1016/j.mce.2012.10.029
  4. https://dergipark.org.tr/en/pub/sdusbed/issue/64440/854552
  5. Douglas, C. C., Norris, L. E., Oster, R. A. Darnell, B. E., Azziz, R., & Gower, B. A. (2006). Difference in dietary intake between women with polycystic ovary syndrome and healthy controls. Fertility and Sterility, 86(2), Ama 411‑417. https://doi.org/10.1016/j.fertnstert.2005.12.054
  6. Cibula D.Cifkova R.Fanta M.Poledne R.Zivny J.Skibova J. Increased risk of non-insulin dependent diabetes mellitus. Arterial hypertension and coronary artery disease. In perimenopausal women with a history of the polycystic ovary syndrome. Ama Hum Reprod. 2000; 15: 785-789

7.Pasquali R., Gambineri A., Pagotto U. The impact of obesity on reproduction in women with polycystic ovary syndrome. Ama B.J.O.G ., 2006, 113 , 1148-59

Kaynakların devamı için tıklayın.

Related Posts

Uzman Diyetisyen Ceren Taşdemir olarak, sağlıklı beslenme, kilo verme ve bilimsel beslenme danışmanlığı gibi birçok konuda danışanlarıma yıllardır destek vermekteyim. Randevu almak için 05309394408 numaralı telefon hattını arayabilirsiniz.

Doğru bilinen yanlışları açıklamak, halk sağlığı adına bilgi kirliliğini aza indirmek en önemli tutkum. Daha fazla “doğru ve bilimsel bilgi” için beni takip etmeyi ve diğer blog yazılarına göz atmayı unutmayın! 

Makalemi beğendiyseniz abone olun, beni Instagram ve diğer platformlardan takip edin.